Devasa bir yeryüzü bir dizi ardışık hareketler sistemi ile ayakta durmaya çalışıyor, kendi kaosu ve tuhaf döngüsü ile. Bizler ise 20 saniye boyunca ellerimizi yıkamazsak öleceğimizden bahsediyoruz.
Bu küçük kutulara yerleşmemiz 20 saniye sürdü sanki.
Ülkeler, devletler, yönetim biçimleri, kültürler, söylenmiş tüm sloganlar, yenmiş tüm yemekler, kirlenen bütün tabaklar, kulağımızın duyduğu tüm notalar, bügün ve geçmişte ölen herkes, şimdi burada bizimle birlikte bu evlerde yeniden vücut buluyor.
Zihnimizin tüm dağınıklığı bu evlerin her köşesinde bize kendini hatırlatıyor. Bildiğimiz ya da alıştığımız gerçekle temas kurmakta zorlanıyoruz. Dikkat dağınıklığımız ilgilenmek istediğimiz konu başlıkları çoğalınca, çığrından çıkan bir zaman algısı ile yönetmeye çalışıyoruz her şeyi.
Korkuyoruz, çünkü biliyoruz ki “yeni” korkutur.

